top of page

Çocuklar ve Teknoloji: Yasaklamak mı, Yol Göstermek mi ?

21 Ağu
4 dakikada okunur

Çocuğunuz eline telefonu aldığında içinizden hiç “Acaba fazla mı izliyor?” diye geçirdiniz mi?

Tableti biraz daha kullanmak istediğinde “Hayır, artık yeter!” dediniz mi?

Ya da bazen işinizi halledebilmek, birkaç dakika nefes alabilmek için telefonu çocuğunuzun eline verdiğinizde kendinizi kötü hissettiniz mi?

Sanırım günümüzde çocuk büyüten pek çok ebeveyn bu soruların en az birkaçını kendisine soruyor.

Çünkü teknoloji artık çocukların hayatının dışında tutabileceğimiz bir şey değil. Çocuklarımız teknolojinin içine doğuyor. Telefonlar, tabletler, televizyonlar, bilgisayarlar, akıllı oyuncaklar... Dijital dünya onların günlük yaşamlarının doğal bir parçası haline geldi.

Bu nedenle bence asıl sormamız gereken soru şu:

“Çocuğum teknoloji kullanmalı mı?” değil, “Çocuğum teknolojiyle nasıl sağlıklı bir ilişki kurabilir?”


Teknolojiyi tamamen yasaklamak mümkün mü?

Birçok ebeveyn, çocuklarını teknolojinin olumsuz etkilerinden korumak için ekranı tamamen ortadan kaldırmayı düşünüyor. Bu düşünceyi anlamak çok kolay.

Fakat teknoloji artık eğitimden iletişime, eğlenceden günlük yaşamın pek çok alanına kadar hayatımızın içinde.

Bu nedenle çocukları teknolojiden tamamen uzak tutmak yerine, onlara teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmek çok daha gerçekçi bir yaklaşım olabilir.

Burada ebeveynin rolü yalnızca “ekran süresini kontrol eden kişi” olmak değil.

Çocuğa rehberlik eden kişi olmak.

Ekran süresi önemli ama tek başına her şey değil

Çocukların ekran karşısında geçirdiği süre elbette önemli.

Uzun süre hareketsiz kalmak; uyku düzenini, fiziksel aktiviteyi ve sosyal etkileşimleri olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ailelerin ekran süresine sınır koyması oldukça değerlidir.

Ama bazen sadece saate bakıyoruz.

“Bugün 40 dakika izledi, tamam.”

Peki ne izledi?

Kiminle izledi?

İzledikten sonra ne yaptı?

Bir şey öğrendi mi, üretti mi, merak etti mi?

Yoksa sadece arka arkaya videoları kaydırarak zaman mı geçirdi?

Bence burada ekran süresi kadar ekranın nasıl kullanıldığı da önemli.


Her ekran kullanımı aynı değil

Çocuğun bir saat boyunca yaşına uygun, kaliteli ve etkileşimli bir içerikle vakit geçirmesi ile bir saat boyunca sürekli olarak rastgele videolar izlemesi aynı şey değildir.

Teknolojiyi sadece bir “oyalama aracı” olarak görmek yerine, doğru içeriklerle bir öğrenme aracına da dönüştürebiliriz.

Eğitici uygulamalar, interaktif kitaplar, yaşa uygun oyunlar ve öğretici içerikler çocukların öğrenme süreçlerini destekleyebilir.

Ancak burada da küçük bir hatırlatma yapmak gerekiyor:


“Eğitici” yazan her içerik gerçekten eğitici olmayabilir.

Bu nedenle içeriği çocuğa bırakmadan önce ebeveynin de incelemesi ve yaşına, gelişim düzeyine uygun olup olmadığını değerlendirmesi önemlidir.


Bazen çocuğumuzdan önce bizim davranışlarımızı değiştirmemiz gerekiyor

Çocuklar söylediklerimizden çok yaptıklarımızı gözlemliyor.

Ona “Telefonla fazla oynama” derken bizim sürekli telefonumuza bakmamız biraz çelişkili olabilir.

Yemek masasında telefonlarımız elimizdeyse, çocuğumuzdan telefonunu bırakmasını istemek çok kolay olmayacaktır.

Bu nedenle teknoloji kullanımıyla ilgili aile kuralları oluştururken kuralların herkes için geçerli olması işleri çok daha kolaylaştırabilir.

Örneğin:

  • Yemek masasında telefon kullanmamak,

  • Uyku öncesinde ekranı bırakmak,

  • Evde belirli “ekransız zamanlar” oluşturmak,

  • Çocuğun ekran kullanırken mümkün olduğunca yanında olmak,

  • İzlenen içerikler hakkında konuşmak.

Bu kurallar bir ceza gibi değil, ailenin birlikte oluşturduğu sağlıklı alışkanlıklar olarak ele alınabilir.


“Bırak artık!” demek yerine biraz daha eşlik edebiliriz

Çocuğun ekranı bırakmak istememesi çoğu zaman ebeveyn için oldukça yorucu olabilir.

“Son video.”

“Tamam, şimdi kapatıyoruz.”

“Bir dakika daha!”

Ve sonra küçük bir kriz...

Böyle durumlarda ekranı aniden kapatmak yerine çocuğu önceden hazırlamak işe yarayabilir.

“Bu videodan sonra kapatıyoruz.”

“Son beş dakika.”

“Bittikten sonra birlikte parka gideceğiz.”

Çocuğun ne olacağını önceden bilmesi geçişi kolaylaştırabilir.

Daha da önemlisi, ekranın yerine koyabileceğimiz başka şeylerin olmasıdır.

Çünkü sadece “Tableti bırak.” demek bazen yeterli değildir.

Peki yerine ne koyacağız?

Birlikte kitap okumak.

Bahçeye çıkmak.

Resim yapmak.

Mutfakta küçük bir şey hazırlamak.

Oyun oynamak.

Sohbet etmek.

Bazen hiçbir şey yapmadan birlikte oturmak...

Çocukların ihtiyacı olan şey aslında yalnızca ekrandan uzaklaşmak değil, gerçek hayatın içindeki deneyimlerle yeniden buluşmaktır.


Dijital güvenliği de unutmamak gerekiyor

Çocuk büyüdükçe teknoloji kullanımı yalnızca ekran süresi meselesi olmaktan çıkıyor.

İnternette kimlerle konuştuğu, hangi bilgilerini paylaştığı, hangi sitelere girdiği ve karşılaştığı içerikler de önem kazanıyor.

Çocuklara kişisel bilgilerini paylaşmamaları, güvenilir olmayan kişilerle iletişim kurmamaları ve karşılaştıkları rahatsız edici bir durumda mutlaka bir yetişkinden yardım istemeleri öğretilmeli.

Burada da korkutmak yerine konuşmak daha etkili olabilir.

Çocuğumuza “İnternet çok tehlikeli.” demek yerine,

“İnternette bir şey seni rahatsız ederse benimle konuşabilirsin.”

mesajını vermek, onun yardım istemesini çok daha kolaylaştırabilir.


Dijital dengeyi birlikte kurabiliriz

Belki de bütün bu konunun en önemli noktası “yasak” kelimesinden biraz uzaklaşmak.

Çocukların oyun oynamaya, hareket etmeye, açık havada zaman geçirmeye, kitap okumaya, arkadaşlarıyla iletişim kurmaya ve bazen de sadece sıkılmaya ihtiyacı var.

Evet, teknoloji hayatımızın bir parçası.

Ama çocukluğun tamamı teknolojiyle geçirilmek zorunda değil.

Çocuğun hayatında ekranın yanında oyun, hareket, merak, hayal gücü, arkadaşlık, doğa ve aile de olmalı.

Çünkü çocukların gelişimi tek bir alana bağlı değil. Sosyal, duygusal, fiziksel ve bilişsel gelişim birbirini tamamlıyor. Teknolojiyi bu bütünün içinde doğru bir yere koyabilmek önemli.


Son olarak...

Çocuklarımız teknolojiyle büyüyor.

Bunu değiştiremeyiz.

Ama onların teknolojiyle nasıl bir ilişki kuracağını büyük ölçüde biz şekillendirebiliriz.

Her ekran gördüğümüzde endişelenmek ya da her tablet kullanımında kendimizi suçlamak zorunda değiliz.

Aynı şekilde, “Nasıl olsa herkes kullanıyor.” diyerek tamamen kontrolsüz bırakmak da doğru bir yaklaşım değil.

Bence ihtiyacımız olan şey yasaklamak ile tamamen serbest bırakmak arasında bir denge kurmak.

Çocuğumuza sadece ekranı kapatmayı değil, teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmek.

Sadece ne kadar süre kullandığını değil, ne yaptığını merak etmek.

Ve belki de en önemlisi, dijital dünyanın dışında birlikte geçirdiğimiz zamanın değerini unutmamak.

Çünkü çocuklarımızın geleceğinde teknoloji mutlaka olacak.

Ama onların çocukluğunda bizimle geçirdikleri zamanın yerini hiçbir teknoloji tutamayacak.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


Asuman Önder, Çocuk Gelişimi Uzmanı, Çocuk Eğitimcisi, Öğretmen, Danışman

Bana ulaşın

AO Danışma ve Rehberlik

Atakent, Bostanlı, İzmir

Tel & Whatsapp: +90 532 283 12 24

E-posta: asumanonder@gmail.com

Görüşmede ya da eğitimde olduğum zamanlarda telefonlarınızı açamayabilir ve sonrasında da geri arayamayabilirim. Whatspp ya da e-posta üzerinden iletişime geçmenizi tercih ederim. Teşekkürler

Teşekkürler

© 2023 Powered and secured by Memser

bottom of page